İletişim sektörünün en çok kullanılan ikinci terimidir hedef kitle. İlkini merak ediyorsanız o zaten iletişim. Hali hazırda uygulanacak bütün stratejiler de doğru etkiyi yaratabilmek için bu iki sözcük etrafında gelişiyor.

Kiminle iletişim kuracağız? Bu sorunun cevabını bulduysanız, nasıl bir dil kullanacağınızdan hangi medya platformunu kullanacağınıza kadar bir çok sorunun cevabını da buldunuz demektir. Bu yazıda amacınız ne olursa olsun hedef kitle analizini doğru yaptığınızda kendi küçük, basit ve pragmatik beklentilerinizin dahi nasıl gerçekleşebileceğini hayatımdaki bir örnekle açıklamaya çalışacağım.

Lise yıllarım hayatımda geçirdiğim en renkli yıllardı diyebilirim. Nitekim benim dönemimdeki liseye geçiş sınavı olan OKS’nin ardından bir Anadolu Lisesi kazanmak büyük bir başarı olarak görülüyor ve bundan sonrası için hiçbir şey yapmasanız da geri kalan hayatınızın mükemmel geçeceğine yönelik bir algı yerleştiriliyordu. Ben de bu sınavda bir şekilde başarılı olup Göztepe İhsan Kurşunoğlu Anadolu Lisesi’ni kazanmıştım. Evim ise Sancaktepe’deydi. Okuluma gidebileceğim en makul seçenek 15 dakikalık bir yürüme mesafesinin ardından bindiğim 19S Yenidoğan – Kadıköy hatlı otobüstü.

Bilenler bilir, bu hat Anadolu yakasının neredeyse yarısını dolaşan, sürekli dolu olan ve çoğu zaman kavgaların çıktığı, toplam 1 saat 45 dakika yolculuğun sürdüğü bir hattır. 5 ilçe ile bir çok semt dolaşır ve tüm bu semtlerin demografik yapısı birbirinden oldukça farklıdır. Kadıköy, Göztepe, Sahrayıcedid, Kozyatağı, İçerenköy, Kayışdağ, Dudullu, Çekmeköy, Sarıgazi… İstanbul’u biraz bilenler ne demek istediğimi çok iyi anlamıştır. Yazının geri kalanında bu demografik farklılığın benim için nasıl bir fırsata dönüştüğünü anlatacağım.

1 Saat 45 Dakikalık Yol Ayakta Gidilir mi?

Sabahları okula giderken ayakta yolculuk edebileceğim enerjiyi kendimde gördüğüm için çok da problem yaşamıyordum. Zaten genellikle işine ya da okuluna giden insanların nerede ineceklerini kestirmek pek de mümkün değildi. Fakat 08:00’dan 15:00’a kadar süren okulun ardından oldukça yorgun oluyordum ve bu yorgunluğun üzerine 2 saate yakın, sıkışık bir otobüste, ayakta yolculuk etmek takdir edersiniz ki zor oluyordu.

Amacınız oturarak yolculuk etmekse çözüm basit: Kimin nerede inebileceğini saptamak. Bu anlamda 19S evreninin kozmopolit yapısındaki demografik farklardan yararlanabiliyordum. Şimdi bu demografik farklılıkları biraz inceleyelim:

Kadıköy – Sahrayıcedid Arasında Yaşayanlar

Genellikle dededen ya da babadan İstanbullular, otobüsteki kısa, arkaya doğru fönlü saçlara sahip bakımlı yaşlı kadınlar ile yüzleri kırmızı ve traşlı, asker emeklisi mizaca sahip yaşlı erkekler bu bölgede yaşıyorlar. Orijinal markalı kıyafetler, çantalar ve ayakkabılar giyen gençler de bu bölgede yaşayan diğer 19S’liler ve birkaç durak sonra inebilme ihtimalleri oldukça yüksek. Dolayısıyla otobüs yolculuğumun ilk anlarında oturmak istiyorsam bu insanları gözüme kestirerek başlarında bekliyordum. Çoğu zaman da saptamam %90 oranında doğru oluyordu ve Sancaktepe’ye kadar oturup uyuyarak gidebiliyordum.

İçerenköy – Kayışdağ Arasında Yaşayanlar

Bu bölgede yaşayan otobüs yolcularında ise kadınlar genellikle biraz daha kapalı giyinirken erkekler ise küçük bir işletmeye sahip esnaf mizacına sahip olanlardan oluşuyor. Yaşlıları iyi giyimli fakat kadınlarında hafif makyaj varken erkekleri yaşını tamamen gösteriyor. Tamamına yakını daha sonradan İstanbul’a yerleşmiş orta ve doğu Karadenizli ailelerden oluşuyor. Gençlerinin üzerinde ise en azından bir adet orijinal markalı kıyafet, çanta ya da ayakkabı bulunurken geri kalanında imitasyon ürünler yer alabiliyor. Gözüme kestirdiğimde çoğu zaman saptamam %70 oranında doğru oluyordu ve Sancaktepe’ye kadar oturup uyuyarak gidebiliyordum.

Dudullu – Yenidoğan Arasında Yaşayanlar

İşte buralar benim de yaşadığım bölgeler. Buralarda yaşayanları saptamak önemli çünkü bu kişilerin başında bekleyip boşa kürek çekmemek gerekiyor. Zaten yolculuğun son kısımlarında ineceklerinden bizim için direkt olarak eleniyorlar. Genel olarak orta ve doğu Anadolu ile orta ve doğu Karadeniz bölgelerinden göç etmiş ailelerden oluşuyorlar. Daha geleneksel kıyafetler giyen ve makyaj yapmayan yaşlı kadınlar ile kasket takan, yaşını gösteren yaşlı erkekler bu bölgeden. Gençler tamamı imitasyon ürünlerden oluşan kıyafetler çantalar ve ayakkabılar giyiyorlar. Yaşlı olanları aksanlı bir Türkçeye sahipken gençleri İstanbul Türkçesine gayet hakim. Gözüme kestirdiğimde çoğu zaman saptamam %90 oranında doğru oluyordu ve oturma ihtimalimi bu kişilerin başında durmayarak arttırıyordum.

Yaşlılara, Engellilere ve Hamilelere Yer Vermek

Denk geldiğimde her zaman yer veriyordum fakat çoğu kez körüklü uzun otobüslerin en arkasında stratejilerimi uyguladığım için yer verilmesi gereken kişiler oraya kadar gelemiyorlardı. Geldiklerinde de ilk kalkan ben oluyordum zaten.

Otobüsün En Arkasında Beklemek Oturma Şansını 2,5 Kat Artırıyor!

Herhangi bir yerde beklerken sadece önünüzdeki 2 kişinin inmesiyle oturma şansı elde edebiliyorsunuz. Oysa eski yeşil körüklü İETT otobüslerinin ve halk otobüslerinin en arkasında ve ayaktaysanız önünüzdeki iki kişiyle beraber en arkadaki 5’li grubu da kontrol edebiliyorsunuz. Bu sayede oturma ihtimaliniz bir hayli artırıyor.

Özetle otobüsün fiziksel koşulları ile yolculuk edenlerin demografik yapısını göz önünde bulundurarak bir hedef kitle analizi yapmak oturarak seyahat etme şansımı artırıyordu. Bu yönüyle şayet markanızın hedef kitlesini iyi analiz ederseniz amaçlarınızı gerçekleştirmek son derece kolay olacaktır. Nasıl bir dil kullanmanız gerektiği, açık hava reklamlarınızı nerelere koymanız gerektiği, hangi dergilerde yer almanız gerektiği gibi soruların cevabını verebilecek tek şey etki etmek istediğiniz kitlenin özelliklerinde saklıdır.